Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24 °C
Az Bulutlu

Misak-ı Milli Nedir?

24.02.2019
1.227
A+
A-
Misak-ı Milli Nedir?

Misak-ı Milli Nedir?

Misak-ı Milli, Türkiye’de Kurtuluş Savaşı başlangıcında ortaya çıkmış bir kavramdır. Ulusal Ant veya Ulusal Yemin olarak da günümüz Türkçesine aktarabileceğimiz Misak-ı Milli bir yönüyle Türkiye’deki İstiklal Mücadelesi’nin manifestosu veya önsözü olarak da adlandırılabilir. Politik bir bildiri olan Misak-ı Milli, Osmanlı Devleti’nin parlamentosu olan Meclis-i Mebûsan’da 28 Ocak 1920’de oy çokluğu ile kabul edilmiştir. 17 Şubat 1920’de halka açıklanan Misak-ı Milli kararlarının o dönemdeki yazılışı Mîsâk-ı Millî ya da Millî Misak’tır.
Misak-ı Milli Tarihi
Birinci Dünya Savaşı’nda üstünde türlü oyunlar oynanan, toprakları paylaşılan, bağımsızlığını kaybeden hasta adam Osmanlı, savaştan sonra da pek farklı durumda değildir. Mondros Ateşkes Antlaşması’na rağmen işgaller devam etmekte İtilaf Devletleri artık iyice zayıflamış olan imparatorluk üzerindeki gizli planları yavaş yavaş uygulamaktadır. Rusya’nın sıcak denizlere inme hedefi, Boğazlar ve İstanbul egemenliği isteği; İngiltere ve Fransa’nın Orta Doğu hayalleri; İtalya ve Yunanistan’a vadedilen Ege toprakları işgal devletlerinin sürekli gözlemi altındadır. Yani tıpkı Garnier’in de dediği gibi ‘‘Ölüm döşeğindeki Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası büyük devletlerin iştahını kabartmaktadır’’. Yönetimde oluşan otorite boşluğu, dışarıdan müdahaleler, halkın içinde bulunduğu yoksulluk ve bitkinlik sonun başlangıcına işarettir.
İzmir’in işgali ve diğer devletlerle yapılan görüşmelerin sonuçlarının Osmanlı Devleti’nin aleyhine olması nedeniyle Anadolu halkının bağımsızlık hareketine destekleri artmıştır. Mustafa Kemal’in savaş sürecinden beri oluşturmaya çalıştığı farkındalık yavaş yavaş oluşmaya başlamıştır. Ağustos ve Eylül 1919’daki Erzurum ve Sivas Kongreleri ile de milleti temsilen hükümet karşısına çıkacak kişiler de bu görüşmeler ışığında belirlenmeye başlamıştır. Halkın hemen hemen her şehirde oluşturduğu bağımsızlık hareketleri “Kuvayi Milliye” adı altında devam ederken toplanacak meclis için de bu hareket içerisinde olan millet vekilleri seçilmiştir.
 

Misak %25C4%25B1%2BMilli%2BNedir
Misak-ı Milli

Amasya Görüşmeleri’yle seçimlerin tamamlanmasıyla Erzurum milletvekili seçilen Mustafa Kemal, toplantıya hakkındaki tutuklama kararı nedeniyle İstanbul’a yalnız gönderilmediğinden bizzat kendisi gidememiştir. Bunun yerine bazı kararların alınması için gidebilecek diğer vekiller ile görüşmüştür. Onlardan meclis dağılırsa tekrar toplayabilme yetisine sahip olabilmek için kendisini başkan seçtirmelerini, mecliste direniş hareketlerini de temsilen Müdafa-i Hukuk adında bir grup kurmalarını ve Misak-ı Milli’yi kabul ettirmelerini istemiştir. Toplantı sonucunda Mustafa Kemal’in gerçekleşen tek isteği Misak-ı Milli’nin kabulü olmuştur. Saltanat makamının gücünden etkilenerek onu başkan seçmemişler ve mücadeleye karşı fikirlerinin değişmesiyle Felah-ı Vatan (Vatanın Kurtuluşu) adında bir grup kurmuşlardır.
Misak-ı Milli Nasıl Kabul Edildi?
12 Ocak 1920’de tüm uyarılara rağmen başkent İstanbul’da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi, Misak-i Milli’yi yani Türk Milletinin Bağımsızlık Beyannamesi’ni Edirne milletvekili M. Şeref Bey: “Efendiler. Beyler. Arkadaşlar. Millî Misâkımız’ın ittifâkla kabulünü memlekete, millete, bütün dünyaya ilanını teklif ediyorum.” diyerek gizli oturumda ilan etmiştir. Misak-ı Milli, büyük oy çoğunluğuyla da mecliste kabul edilmiştir. Böylece sınırlar konusunda da kesin bir bildiri yayımlanmıştır. Daha sonra da basılıp dağıtılarak kamuoyunun da bilgisine sunulan bu metin, İtilaf devletlerinin tepkisini çekerek İstanbul’un işgal edilmesine sebep olmuştur.
Meclisin açılacağı duyurulduğunda, kendi aleyhlerine bir karar verilemeyeceğini düşünen İngiltere, bu tür bir organizasyonu öngöremediğinden Misak-ı Milli ilan edilene kadar engelleme çalışmalarına girişmemiştir. İlanla birlikte yapılan işgalin sonucunda doğal olarak meclis kapatılmıştır. Başkenti tehdit etmenin yanı sıra 16 Mart 1920’de Sevr Antlaşması imzalatılmaya çalışılmıştır. Dahası padişah tutuklanıp, dönemin eski ılımlı hükümeti istifa edince, Damat Ferit Paşa hükümet başkanı olmuştur. Bu halkın hükümetten daha da soğumasını sağlayarak onları Milli Mücadele’ye bir adım daha yaklaştırmıştır.

okuokubil.com

Arkadaşlarınızla Paylaşın:
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.