Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30 °C
Açık

Darağacındaki Kibar Başbakan Adnan Menderes 17 Eylül 1967- 2020

28.05.2020
1.472
A+
A-
Darağacındaki Kibar Başbakan Adnan Menderes 17 Eylül 1967- 2020

5JXqQcC
Darağacındaki Kibar Başbakan

Darağacındaki Kibar Başbakan Adnan Menderes 17 Eylül 1967- 2020

Bu konuyu üzülerek içim içime sığmayan duygularla yazıyorum 53 yıl sonra hem de. Keşke daha önce yazabilseydik. Neden hiç kimse bir şey yapmadı? Masum insanları katleden suçluları besledik, doyurduk baktık üstüne üstelik bizim vergilerimizle  emekli ettik ve maaş verdik. Allah’ım sen bizi affet.

Çok araştırdım okudum her kesin yazdıklarını bir bir hem de. En çok kızdığım dudaklarımı ısırdığım insan olduğumdan utandığım görgü tanıklarının anlattıkları idi. O zamanın savcısından tutun gardiyanına kadar bu değerli insanlarla dalga geçip borularını öttürmüşler. Hele biri var ki akıllara zarar Tövbe haşa lakabı Allahsız Gardiyanmış. Doğrudur zaten inandığı bir Allah olsa zamanın en iyi bir başbakanına kan kusturmazdı ve eli kolu bağlı bir devlet adamına hakaretler yağdırmazdı. Ben 53 yıl sonrasından gelen bir vatandaşım. Tarih kitaplarına işlenmiş görgü tanıklarının anlatımları kanıtlanmış ve tescillenip gazetelerde yayınlanmış ve bizim okumamız için kaleme alınmış. Evet 83 milyonluk bir ülkenin vatandaşı olarak bu yazıları okuyup değerlendirmek ve düşüncelerimi söylemekle hürüm. 27 Mayıs ihtilal’ ini  yapan destekleyen insanların ölümüne sebep olan kimler varsa hepsine lanet okuyorum. Peki o 27 Mayıs İhtilali bu gün olsaydı 15 Temmuz kahramanlarının yaşadığı bu dönemde paçaları yemezdi derim………..

55 min

Hürriyet gazetesi yazarı Sedat Ergin bugünkü köşe yazısında, 27 Mayıs darbesinden sonra idam edilen merhum başbakan Adnan Menderes’in son anlarına dair önemli bilgiler verdi. Menderes’in son gününde tanıklık eden Ordu Foto Film Merkezi’nde görevli fotoğrafçı İsmail Şenyüz’ün verdiği bilgileri aktaran Ergin’in bugünkü köşe yazısı şöyle:

Yassıada Komutanı Albay Tarık Güryay’ın 17 Eylül 1961 günü sabahı “Seni hastaneye gönderiyoruz” diyerek hücumbotla Yassıada’dan yola çıkardığı Adnan Menderes’in zorlu bir yolculuktan sonra ayak bastığı yer, bir cezaevinin bulunduğu İmralı Adası’ydı. Bir gün önce sabaha karşı Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın darağacında can verdikleri ada…

Menderes, hücumbotta Marmara Denizi’nin dalgaları sularında yol alırken Albay Güryay’ın ona söylediklerine inanıp, gerçekten de hastaneye gönderildiğini mi düşünüyordu? Yoksa, bunun onu ölüme götüren son yolculuk olabileceği şüphesi aklına düşmüş müydü?

66 min

Yassıada Mahkemesi’nde 15 Eylül günü idam kararları açıklanırken, bir gece önceki intihar girişimi nedeniyle adadaki revirde tedavi altında olduğundan, duruşma salonunda hazır bulunmamıştı. Yeniden odasına getirildiğinde ise dış dünyadan haber alma imkânı yoktu.

Odasına döndükten sonra görüşebildiği tek kişi, 17 Eylül sabahı muayeneye gelen doktor heyeti hariç tutulursa, çocukluk arkadaşı Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes olmuştu. Ancak ondan da idam kararlarıyla ilgili bilgi aldığı şüpheliydi. Çünkü Albay Güryay da başından sonuna hazır bulunmuştu o görüşmede. Bu durum, Menderes’in Yassıada’dan ayrılırken hakkındaki idam kararından haberdar olmadığına işaret ediyor.

MENDERES İDAM KARARINI  NASIL ÖĞRENDİ?

Peki Menderes idam kararından hangi noktada haberdar oldu?

Menderes’in son gününün bütün akışına tanıklık eden o tarihte Ordu Foto Film Merkezi’nde görevli fotoğrafçı Astsubay İsmail Şenyüz’ün (87) dünkü sohbetimizde aktardıkları, İmralı’ya giderken kendisine bilgi verilmiş olabileceğine işaret ediyor.

Bu konuda şunları anlatıyor Şenyüz:

“Hücumbotla giderken duyurmuşlar kendisine. Ben bunu Menderes idam edildikten sonra gemideki muhafızlardan duydum. Sordum ‘ne oldu’ diye, onlar bana söylemişlerdi. ‘Gemide haberi oldu’ dediler.”

SABAHKİ PERİŞAN HALİ KALMAMIŞTI

 İmralı’ya vardıklarında Menderes hücumbottan iki subayın gözetiminde indirilir. Subaylar kendisini İmralı’daki cezaevinde görevli iki gardiyana devrederler. Menderes, rıhtımdan doğruca İmralı Cezaevi’ndeki infaz savcısının odasına götürülür ve burada hükmün özeti yüzüne okunur. Bu noktada yine o sırada içeride bu anı görüntülemekte olan Şenyüz’ün anlatımına başvuralım.

“Savcının odasına girdik. Savcının odasında ona hükmü tebliğ ettiler. Sabahki perişan hali kalmamıştı. Ben hayret ediyorum hâlâ, iyi dayandı. Elleri kelepçeliydi. Benim fotoğraf çektiğimi görünce kelepçe görünmesin diye elini saklamaya çalıştı. Savcının odasında çok üzüldüm, şok geçirdim, ne yapacağımı bilemedim.”

Bu noktada Menderes, karar kendisine tebliğ edildikten sonra son beyanında bulunur ve şöyle der:

“Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim. Bu arada karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum.”

HEYETİN FOTOĞRAFA GİRMESİ NASIL ÖNLENDİ?

 Kararın tebliğ edilmesinden sonra kendisine hocayla konuşmak isteyip istemediği sorulur. Menderes, ardından hoca ile birlikte savcının odasının yakınındaki küçük bir odaya girer. Bir süre sonra odadan hocayla birlikte çıktıklarında üzerinde beyaz gömlek vardır. Şenyüz, o anı da şöyle hatırlıyor:

“Hocanın yanından çıktığında yüzü gayet normaldi. Ben ona hâlâ ona şaşarım. Ne ayağı tökezledi, ne de sendeledi…”

Bunu topluca darağacının bulunduğu alana gidilmesi izler. En önde yanında iki yanında birer gardiyan olduğu halde Menderes yürürken, sivil-asker bütün görevliler de heyet halinde biraz geriden kendisine eşlik etmektedir.

Bu sırada gardiyanlar Menderes’in kollarından tutunca arkadan bir askeri görevli “Kollarından çıkın” diye uyarır. Şenyüz’ün anlatımına  göre, bunun nedeni tek başına sağlıklı bir şekilde yürüdüğünün gösterilmek istenmesidir:

“Gardiyanlar kolundan çıktılar. O kendi başına yürümeye başladı. Başı öne eğik, öyle yürümeye başladı.”

Şimdi tam bu aşamadaki önemli bir noktanın üzerinde duralım. Şenyüz’e, Menderes darağacına giderken kendisini yalnızca arkadan gösteren fotoğraf çekmesi emri verilmiştir. İdam sehpasına gidildiği sırada heyeti topluca gösteren bir fotoğraf arşivlerde yoktur. Neden? Şenyüz nedenini şöyle anlatıyor:

“Hiç önden fotoğrafını çekmedim. ‘Önden çekersen arkadan yürüyenler görünür’ dediler.”

Menderes’i ölüme götürenler o fotoğrafın içinde görünmekten kaçınmaktadırlar.

MENDERES İPTE DÖNMEYE BAŞLADI

77 min

 Barakaların yanından geçerler ve karşılarına küçük bir alan çıkar: “Köşeyi dönünce idam sehpası göründü. Birisi bana ‘Ne duruyorsun çeksene’ dedi. Ben de dalmışım öyle gidiyorum. Koğuşların yan tarafında boş bir alandı. Oraya sehpayı kurmuşlar…”

Ve o an gelir. Menderes hoca ile birlikte Kelime-i Şehadet getirir. Pek çok görgü tanığının da aktardığı üzere, Menderes’in ağzından ‘son söz’ olarak şu ifadeler duyulur:

“Katiyyen muğber değilim, hiçbir iğbirar duymuyorum.” (Kesinlikle küskün değilim, hiç bir gücenme duymuyorum.)

Şenyüz, bundan sonrasını şöyle anlatıyor:

“Sonra sandalyeyi çektiler, Menderes ipte dönmeye başladı. Benim dikkatim hep ondaydı. Darağacında dönüyordu, öyle bir müddet döndü… Bana doğru döndükçe ben fotoğraf çekiyordum. O arada bir fotoğraf var ki, onu günlerce unutamadım, böyle gözleri şey etmiş, sert bir bakışı vardı…”

Darağacının olduğu alandan ayrıldıktan bir süre sonra doktorla yeniden Menderes’in cansız bedeninin yanına gelirler. Bunun nedeni doktorun son bir kontrol yapacak olmasıdır: “Yarım saat sonra doktorla beraber geldik. İpi aşağı çekmişlerdi, Menderes benim seviyeme inmişti, çünkü fotoğrafı tam cephesinden çektim. Doktor da muayenesini yaptı. Dili şişmişti. Aldıktan sonra yıkamak için götürdüler.”

88 min
Top kapı Anıt Mezar

KENDİSİ ASLINDA MENDERES HAYRANIYDI

Şenyüz’ün tanıklığı bu noktada son bulmuştur. Ardından ölüm raporunu yazan doktorla birlikte helikopterle İmralı’dan İstanbul’a dönmüştür. Hücumbotta yeniden dalgalarla boğuşmak yerine helikopterle döndüğü için mutludur. Ayrıca, telemetre kullanmadan göz kararı çekmesine karşılık fotoğrafların net çıkmış olması da kendisine derin bir nefes aldırmıştır.

Menderes’in son gününü başından sonuna dek görüntüleyen astsubay 17 Eylül 1961 tarihinde kendi ifadesiyle “Hayatının en zor gününü” yaşamıştır. Bir taraftan komutanlarının verdiği görevi layıkıyla yerine getirmeye çalışırken, diğer taraftan bu görev onu aslında hayranı olduğu bir devlet büyüğünün son gününü ve asılışını fotoğraflayarak belgelemek gibi üzücü, sıkıntılı bir durumun içine sokmuştur.

Kendisiyle sohbetimizde bir sorum üzerine “Menderes’e elbette oy verdim, beni arkadaşlarım Menderesçi bilirlerdi” diye o tarihteki siyasi eğilimini açıklamaktan da kaçınmadı Şenyüz.

İsmail Şenyüz, geriye dönüp baktığında o günden en çok hangi anı hatırlıyor? Bu soruma şu yanıtı verdi:  “Menderes’le barakaların yanından geçerek idam sehpasına yürüyüşü, o an yaşadığım heyecanı hiç unutmadım.”

KAYNAK : HÜRRİYET

Etiketler: Darağacı, Adnan Menderes

Arkadaşlarınızla Paylaşın:
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.