Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 35 °C
Açık

Bir Falcının Kendi Kaleminden Hayatı (Mistik Abla) 1.Bölüm

FAL
02.08.2019
1.384
A+
A-
Bir Falcının Kendi Kaleminden Hayatı (Mistik Abla) 1.Bölüm

 

Falc%25C4%25B1%2BMistik%2BAbla
Bir Falcının Kendi Kaleminden Hayatı (Mistik Abla) 1.Bölüm
Her insanda var olan beş duyu ötesinde altıncı duyu, altıncı his denilen sezgi, hissetme, sezme özellikleri bazı insanlarda az çok bulunmaktadır. İşte size bu sezgilerini fark etmiş ve kullanmaya başlamış bir falcının ( Mistik Abla ) kendi kaleminden hayatını aktaracağım. Yalnız bir iki kelime eklemeden geçemeyeceğim. Bir fincan kahve içtikten sonra mutlaka mistikabla aklınıza gelsin. Instagram hesabından ulaşabilirsiniz.
 

1. Bölüm

 
Yıl 1992… Yer Kayseri/Talas…
Henüz 5 yaşındayım, erken uyumayı daha o zamanlar sevmemeye başladım. Kendimi bildim bileli geceler bana hep daha güzel ve gizemli gelmiştir, gizemli olansa her zaman ilgimi çeker.Daha o yaşlardayken ailemin odalarına gidip uyumalarını bekler, ardından da perdeleri aralar karanlıkta yıldızların parıldamasını izler ve evrende neler olduğunu merak eder, hayaller kurardım..Oturma odasında ben uyuduğum için kendimi çok şanslı hissediyordum çünkü yıldızları bir süre izledikten sonra genellikle herkesin uyuduğuna emin olduğumda gizlice tüplü televizyonumuzu açıp kısık sesle izliyordum. 

Tabi o zamanlar sadece 2 televizyon kanalı yayında ve gece yarısından sonra korku ve bilim kurgu türünde filmler yayınlıyorlar. Odada bir başınayım lakin korksam da meraktan izlemeye devam ediyordum…Yeni bir film yayınlanmıştı, ismi E.T. hem de en merak ettiğim konudan, uzay ve uzaylılardan bahsediyordu bu film. Çocuklar bir uzaylıyla arkadaşlık kuruyorlar ve bende onlara özenerek her gece camda E.T’nin gelmesi için bekliyorum…Bekliyorum, bekliyorum ama gelmiyor…

O zamanlar resim kabiliyetim gelişmişti, başkaları cin Ali çizerken ben yıldızları, uzay gemilerini, parti başkanlığı yapan devletin ileri gelen şahısları olan Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, İsmet İnönü ve Süleyman Demirel’i çiziyorum, tabi Rahmetli Turgut Özal’ı unutmamak lazım…Yani kısacası küçük dünyam olan televizyonda ne görüyorsam onu çizmekle meşgulüm…

Bir gece yine yıldızları seyrettikten sonra aklım uzaylılara takıldı ve başladım çizmeye…Çizdikçe kalbimden yanıma gelmesini diliyorum ama öyle böyle değil, ”gel diyorum, ne olursun gel arkadaşım ol”.. Yorgun düşünceye dek çizdim çizebildiğim kadar ve sonra resmide yanıma alıp, yatağıma uzanıp uzaylıları düşlüyorum… Tam da uyku ile uyanıklık arasındayken donup kaldığımı hissettim. Allah’ım sanki ayakucumdan giren bir şimşek tarafından çarpılmış gibiyim, bedenim hem kaskatı kesildi hem de titriyorum korkudan ama öyle böyle değil sanki biri bana şok lama yapıyor. Gözlerim tavana bakıyor, ne olduğunu anlamaya çalışıyorum, sesim çıkmıyor oysa çığlık atıyorum, ağlıyorum ama hiçbir şey değişmiyor. Birden bire tavandan gri dumanların çıktığını fark ettim ve o dumanların arasından da iki siyah gözün bana baktığını, her saniye yüzüme yaklaştığını ve soğuk bir havanın yüzüme temas ettiğini hatırlıyorum.O anda çok korktum ve sanırım daha fazla yorgunluğa dayanamayıp kendimden geçtim…

Günlerce, aylarca bu korkum sürdü ve o günden sonra yalnız yatamadım…
Aradan birkaç ay geçmişti, aynalardan, sudan, küvetin ve tuvaletin deliklerinden korkmaya başlamıştım…Sanki içine çekecek biri var gibi geliyordu ve annemin bana banyo yaptırması zulüm oluyordu.Oysa ben bu olayın öncesinde sudan hiç korkmazdım ama yaşadığım olay yüzünden neredeyse su içemeyecek hale gelmiştim…

Bazen annem öğlen uykusuna yatar beni de yatırırdı…Tabi öğlenleri uyumayı sevmeyen bir çocuğum ve annem uyur uyumaz diğer odaya kaçıyorum.Bir gün burnuma rutubet kokusu gibi tuhaf kokular geldi, kokuyu takip ettim, daire kapısını açıp alt kata doğru yani bodruma indim. Kötü kokular buradan geliyordu, sanırım lağım taşmıştı, içerisi oldukça karanlıktı, ilerlemeye cesaret edemiyordum ve tam yukarı çıkacakken gözlerim karanlığın içerisinden gelen bir şeye takıldı.

Oyuncak bebek kadar, gri renkli ve tüylü bir yaratıktı bu ve ben çok bunu algılayacak kadar büyümemiştim ama korktuğum için oradan hemen kaçıp evimize çıktım…Tabi gizli bir iş çevirdiğimden bunu kimseye anlatamıyordum…Bir keresinde ağabeyime  anlattım, aşağı katta bişey var seninle gidip bakalım diye, tabi o zaman o da 12 yaşlarında ve benimle dalga geçtiğini,diğer ağabeylerimle bir olup benim korkularımdan faydalanıp korkutmaya çalıştığını hatırlıyorum. 

Ağabeylerimde  tuhaf çocuklardı, 3 erkek kardeş hem kendilerini hem de beni korkutacak kötü şakalar yaparlardı…Şimdi düşündükçe onlarında bilinçaltlarının aslında çok temiz olmadığını anlıyorum..

Devam Edecek…….

okuokubil.com

 

2. BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

53a8e2be cdd1 4a9e 86f5 d6674c6467d2

 

Arkadaşlarınızla Paylaşın:
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 5 YORUM
  1. Unknown dedi ki:

    Gerçekten gizemli bir anı olmuş

  2. Anonim dedi ki:

    çog güzel

  3. Anonim dedi ki:

    GERÇEKTEN ETKİLEYİCİ BEKLİYORUZ DEVAMINI

  4. Anonim dedi ki:

    merdivenden iniş çok korkunçtu etkilendim

  5. Anonim dedi ki:

    Ay yeni bölümünü hemen yayınlayında okuyayım,çok heyecanlı bir hayat hikayesi!